Sırada Ne Var? Şimdi Bizi Ne Bekliyor?

Dr. Duygu Hıdıroğlu Covid-19 Normalleşme Süreciyle Birlikte Hükümetler ve Girişimcilerin Karşılaşabileceği Tehdit ve Fırsatları Yeşil Girişimcilik Düzleminde Ele Aldı.

Sırada Ne Var? Şimdi Bizi Ne Bekliyor?

Şimdi Harekete Geçme Zamanı!

Aslına bakarsanız, ülkeler çoktandır uygulamaları gereken fakat erteledikleri yeşil ve kapsayıcı toparlanma sürecini Covid-19 salgın döneminde başlatmaları için eşsiz bir fırsat yakaladılar. Bir yandan çeşitli sektörlerde gelir ve istihdam fırsatları oluşmakta bir yandan ise şirketler güçlü iklim ve biyolojik çeşitlilik eylemlerini bütünleştiren stratejilere yönelmekte. İçinde bulunduğumuz dönemde ekonomilerde talepte esneklik oluşturan bir toparlanma sürecinin gündemde olduğunu da görmekteyiz.

Dünya, Covid-19 salgınıyla ve bu salgının beraberinde getirdiği ekonomik ve sosyal sorunlarla mücadele ederken; ülkeler ekonomik krizin eşiğinde. Salgın ülkelere bir nevi her an krizin yaşanabileceği gerçeğini ve buna önceden hazırlıklı olmanın önemini öğretti. Ayrıca cesur ve riskli işletme kararlarının ertelenmesinin beklenenin aksine büyük maliyetler getirebileceğini de gösterdi. Covid-19 salgınının getirdiği kriz için hazırlıklı değildik. İklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin yok olması, yaşamı kısaltan hava kirliliği ve okyanus asitlenmesi gibi kötüleşmeye devam eden zorlukların baş döndürücü sonuçları için ise hala hazırlıklı değiliz.

Birçok ülke Covid-19 krizinin olumsuz etkileri derinleşirken, ülkeler tutunmaları gereken kapsayıcı bir yeşil iyileşme ve yeşil girişimcilik için sahip oldukları fırsatı değerlendirmelidirler. Yeşil girişimcilik ile geliştirilecek toparlanma stratejileri sadece nüfusa gelir ve istihdam fırsatları sağlamakla kalmayıp; daha geniş refaha ulaştıran iyileşme hedeflerine ulaşılmasını da sağlar. Yeşil girişimcilik ekonomilerdeki güçlü iklim ve biyolojik çeşitlilik faaliyetlerini bütünleştirir ve ekonomilere esneklik sağlar.

Covid-19 salgın döneminde değişen çevre şartlarına hızlı uyumun sağlanmasına yardımcı olacak stratejik planların hükümetler tarafından hazırlanması sürecinde belirlenen stratejilerin iklim değişikliği ve çevresel zararlarla mücadele için uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir. Sadece böyle bir yaklaşımın bile insanların ve gezegenin refahını sağlayacak gerçekleşmesi mümkün görünmeyen kazan-kazan hedeflerin gerçekleştirilmesini sağlaması mümkündür.

Covid-19 salgını, çevresel, ekonomik ve sosyal sistemlerimizin sürdürülebilirliğine, etkileşim kurma ve daha dayanıklı toplumlar oluşturma yollarına kapsamlı bir şekilde bakma fırsatı sunuyor. İnsan sağlığı ve refahına yönelik bu entegre yaklaşıma bir örnek vereyim. Örneğin, ormanların ve ekosistemlerin bozulması, hızlı kentleşme ve yasadışı yaban hayatı ticareti insanları vahşi hayvan türleriyle daha yakın temasa sokar, bu da insanları zoonotik transfer yoluyla virüs taşıyan hayvanlara maruz bırakır. Hava kirliliğine maruz kalmak, kardiyovasküler ve solunum yolu hastalıklarının gelişme riskini arttırır, bireylerin ve toplulukların, özellikle de en yoksulların, Covid-19 salgını etkilerine karşı savunmasızlığını artırır. Suya erişim ve suyun kalitesi ise salgının yayılmasıyla mücadelede anahtar rol oynar. Yani, salgının sağlık ve çevre üzerindeki ikincil olumsuz etkilerini en aza indirmek için etkili atık yönetimi şarttır.

Kriz, çevresel hedeflerle daha uyumlu olabilmek için tüketim alışkanlıklarımızda daha tutumlu olabileceğimizi göstermiştir. Nakliye ve endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan ömür kısaltıcı hava kirleticilerinin oluşturduğu Karbondioksit emisyonlarına salgınla zorunlu bir ara verilmiştir. Örneğin, Çin'de, endüstriyel hava kirliliğinde Şubat 2020'de 2019'a kıyasla% 25'lik bir düşüş olduğu bilinmekte. Bu kısa vadeli düşüşün uzun vadede iklim değişikliği üzerinde olumlu etkisi olacak. 2008 ekonomik krizi dahil olmak üzere geçmişteki ekonomik krizlerindeki Karbondioksit emisyonlarındaki geçici düşüşlerin, sonraki yıllarda emisyonların daha fazla artışı ile telafi edildiği bilinen bir gerçek. Çevresel kazanımları destekleyecek ve geliştirecek politikalara ihtiyaç var.

Sağlık krizi kontrol altına alındıkça, bir yandan iklim değişikliğinin baş döndürücü sorunuyla uğraşırken ekonominin nasıl yeniden başlatılacağı ve normal koşullara dönüleceği sorusu ortaya çıkacaktır. Her dönemde doğadan alınan mesajlar çok açık ve şimdi daha da göz önündeler. Düşük karbonlu bir geri kazanım üretmek için bilinci artırmalıyız. Uzun vadeli iklim hedeflerini baltalayan karbon yoğun sistemlerde kilitlenecek yeni altyapı ve sermaye varlıkları oluşturmayı bırakmalıyız. Yeşil girişimciler için vergi kredileri gibi teşvik tedbirleri için düşük maliyetli finansmana ve esnek sürelere erişim sağlanmalı ve yenilenebilir enerji yeşil girişimcilerin hayatta kalması için çok önemlidir ve korunmalıdır. Düşük karbonlu faaliyetler, yatırımlar ve yeniliklerin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve daha kesin uzun vadeli istikrarın sağlanması için karbon fiyatları, emisyon standartları, çevre vergileri yeniden düzenlemelidir. Şirketlere sağlanan desteğe ilaveten daha güçlü çevre standartları yaptırımları eşlik etmelidir.

Salgın toplumların eşitsizliğini ve kırılganlığını da ortaya çıkarmıştır. Krizin başında, gelişmiş ülkelerde hanelerin% 40'ı yoksulluk sınırındaydı. Gelişmekte olan ülkelerde ise durum gelişmiş ülkelerden daha da vahim. Çocuklar ve savunmasız gençler genellikle salgın döneminin en şanssızları. Covid-19 salgın sonrası toparlanmanın iklim ve biyo çeşitliliği dikkate aldığından emin olunmalı, aksi takdirde gelecek nesiller sadece şu anda birikmeye devam eden sorunların telafi edilmesinden değil, aynı zamanda iklim ile bağlantılı gelecek krizlerle uğraşma yükünü de üstlenmekten sorumlu olacaklar. Değişim şart ve biyolojik çeşitlilik kaybı bir an önce durdurulmalı. Aksi takdirde, yoksulluk ve gelir eşitsizliği artabilir, Covid-19 salgın sonrası gençlerin daha güçlü kendinden önceki jenerasyondan daha ileri gitme şansları ellerinden alınmış olur.

Bu dönemde esnek bir toparlanma planı ile herkes için yeni fırsatlar oluşturmalı ve örneğin büyük ekonomik getirilerden çok insani yardımlar hedeflenmelidir. Böylelikle sağlık alanında var olan eşitsizlikler azaltılabilir. Daha iyi hava kalitesi, su ve sanitasyon elde edilirken; biyolojik çeşitlilik zenginleştirilerek atık yönetimi başarılı şekilde yönetilebilir. Bütün bu yeşil girişimler ve iyileştirmeler toplulukların salgınlara karşı savunmasızlığını azaltabilir ve aynı zamanda iklim başta olmak üzere ekolojideki bütün risk altındaki gurup ve türlerin dayanıklılığı güçlendirilebilir.

Yeşil girişim stratejilerinin ve eylemlerinin uygulanmasında pozitif ayrımcılık yapılması gereken hedef kitleyi belirlemek oldukça önemlidir. Verilen yeşil girişimcilik desteğine iklim değişikliğine en fazla maruz kalan ülkelerden ve en savunmasız ülkelerden başlamak atılacak doğru adımlardandır.

Böyle krizlerden çıkarılan derslerin ivedilikle uygulanması gerekir. Geçmişte uygulanmış fakat tedavülden kalkmış uygulamaları yeniden etkinleştirmeye ve yanlış yönlendirilmiş yaklaşımlardan kaçınmaya bir an önce başlamak gerekir. Adil ve düşük karbonlu yeşil girişimciliği hızlandırmak için, krizin ilk aşamasında dikkat edilmesi gereken 3 husus vardır:

Kısa vadeli acil durum müdahalelerinin uzun vadeli ekonomik, sosyal ve çevresel hedeflere ve uluslararası yükümlülüklere (Paris Anlaşması ve SKH'ler) uydurulması gerekmektedir. Bu kısa vadeli müdahalelerde, kirletici faaliyetlerden ve koşulsuz sübvansiyonlardan kaçınırken işlerin güvenliğini aksatmamak birincil hedef olmalıdır. Ayrıca, hem yüksek emisyon faaliyetlerinin azaltılması hem de gelir dağılımının en az %40 seviyelerinde seyretmesini sağlamak esas olmalıdır. Covid-19 salgını, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerdeki hassas grupların ekonomik koşullarını önemli ölçüde olumsuz etkilemiştir. Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için, düşük karbonlu bir yeşil üretime ve yeşil girişimciliğe önem verilen bir ekonomiye geçiş yapmak gerekmektedir.

Çevresel, ekolojik değerlerin ve bireyler arası eşitlik kavramlarının sistematik olarak ekonomik toparlanma ve teşvik sürecine entegre edilmesi şu süreçte oldukça önemlidir. Covid- 19 salgın döneminden en çok olumsuz etkilenen sektörlere altyapı destekleri verilirken, hükümetlerin yapması gereken bu yeniden yapılandırma sürecinde düşük karbonlu üretim yapan üreticileri teşvik eden uygulamaları zorunlu kılmasıdır. Ekonominin kalkınmasına ve geleceğin iyi koşullarda sürdürülebilmesine katkıda bulunacak sektörler salgın dönemi ve sonrasında yeşil toparlanma stratejilerine uymalı ve ekolojiye ve doğaya gereken değeri vermelidir. Doğanın korunması bilinciyle hareket etmeyi ise amaç edinen yeşil girişimciliği gelecek dönemlerde daha büyük krizlerin yaşanmaması için teşvik etmek hükümetlerin uygulaması gereken öncelikli eylem planı olmalıdır.

Covid-19 salgını sonrası kazandığımız bu doğa bilincini unutmamalıyız. Yeşil girişimciliği ve yeşil toparlanma stratejilerini desteklemeliyiz. Bu krizi kısa bir süre sonra atlatmayı başarsak da; unutmayalım ki: Gezegeni korumak, bugün sahip olduğumuz en önemli nesiller arası sorumluluktur!

Güncelleme Tarihi: 04 Haziran 2020, 14:46

Mehmet Alperen CİNCİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER